ÜÇÜNCÜ KÜPEM
Yüsra Nur YAZICI

Yüsra Nur YAZICI

FİKR-İ YÜSRA

ÜÇÜNCÜ KÜPEM

12 Temmuz 2020 - 19:16

 
11 yaşlarındayım ilk okulu bitireli 1 yıl olmuş, ailem okuma isteğimi kırmamış
Amasya'ya yatılı medreseye gitmem için karar alınmıştı.
Hatırlayabildiğim anneciğimin kulağıma küpe olarak taktığı iki söz vardı.
1. Kızım hocalarına falan fazla yakın durma, olurya ağzın kokarsa rahatsız olabilirler.
2. Yiğit at kendisine kamçı vurdurmaz.
Birinci tembihi gayet iyi anlamıştım. İkici tembih ise o yaşlarda anladığım kadarıyla
vazifeni istenmeden, azar işitmeden yap! olmuştu.
Bu iki altın tembihi kulaklarıma taktım, pamuk ellerini öptüm, annem de yanaklarımı öptü,
sarıldı ve gülümseyerek
- Yolun bahtın açık olsun kızım, tez gelesin... Dedi.
Çocuk kalbimle sevgiyi annemin gözlerinde göremediğim iki damla yaşta aramıştım.
Neden ağlamadı, beni fazla sevmiyor mu, başka bir sebep mi var dı, sevgi,
ayrılıkta gözden yaş gelmesini icab ettirmez miydi, yanlış mı düşünüyordum.

 
Kafamdaki bu sorularla 4 yıl geçmiş, diğer arkadaşlarımın arada bir aile özleminden
derslerine fazla adapte olamayışları arasında  ben hiç zorlanmadan tez zamanda
derslerimi bitirip eve dönmüştüm.

 
Bir kaç yıl sonra abimi askere yolcu ediyoruz, kardeşlerim ve ben afedersiniz
salya sümük ağlıyoruz.
Annem abimin yanaklarını öptü, sarıldı ve gülümseyerek,
- Yolun bahtın açık olsun oğlum, tez gelesin... Dedi
Hayret annemin gözlerinde yine bir damla olsun yaş görememiştim.
İkinci kez şahit olduğum sahnenin şaşkınlığını üzerimden atamamıştım ki, içeriden
gelen boğuk seslere doğru koştuğumuzda annemin hüngür hüngür ağladığını gördüm.

 
- İyi misin anne, abimin yanında bir şeyin yoktu?
- Kızım abinin yanında nasıl ağlayayım. Kendimi zor tuttum.
Dilimi dudağımı ısırdım.
Vatan görevini rahat yapsın, gittiği yerde aklı bende kalmasın,
üzüldüğümü bilmesin.

 
Vah bana!
Eyvah bana!
Yazıklar olsun bana!
Bir annenin ciğerinin evladına yanışından nasıl şüphe edebilmiştim bunca zamandır.

 
Duyduğuna inanma, gördüğününse yarısına inan sözünü atalarımız ne güzel de
söylemişler.

 
İmamam-ı Rabbani hazretleri de yine,
 
"İki gözünle görsen bile ortadan duvar [burun] geçiyor, sakın inanma."

 
Büyüklerimizin tecrübeleri bizlere öğüt olarak geri dönüyor, bizler ise bu tecrübelerin çoğuna
kendimiz yaşamadan kâni olamıyoruz.

 
Duyduklarımıza araştırmadan hemen inanma hatamızdan dolayı kim bilir kaç hakka girdik,
kaç dostlukları yıktık, kaç kez çam devirdik?
Farkında bile değiliz belki de.

 
Örneğin sosyal  medyada gördüğümüz, okuduğumuz bir çok yazı
 'falan şöyle dedi' şeklinde bir yazı okuduğumuzda, öncesi veya sonrası cümleleri,
sözün söylenme sebebini, tarihini araştırmadan ağzımıza geleni sayar,
kalbimizle buğuz ederiz.
Hele de sevmediğimiz bir insan ise o sözü nasılda etrafa yayarız,
ki bizim gibi herkes ağzına geleni sayabilsin.

 
Duyduklarımıza böyle hemen inanırken ya gördüklerimiz.
Yemin bile edebiliriz değil mi bu iki gözümüzle gördük diye.

 
Mahmud efendi hazretlerinin iki müridi birbirine kırgındır.
Birisi Mahmud efendi hazretlerinin yanına girerken şahit olduğu diğeri hakkında,

 
- Efendim şimdi içeri girerken diğer müridinizi gördüm, şadırvanda abdest alıyor,
fakat musluğu o kadar çok sonuna kadar açmış ki el insaf yani bu kadar da müsrif olunmaz,
üstelikte vakıf malı. Şeklinde şikayette bulunurken, 
Mahmud efendi hiç ses çıkarmadan diğer müridin gelmesini bekliyor.
Geldiğinde
- Evladım musluğu bu kadar çok açmanın sebebi nedir?
- Efendim o musluk bozulmuş kapanmıyor ve öyle de çok akıyor ki, diğer
musluklardan açıp israf etmektense hazır akan musluktan abdest alayım istedim.
Ve bir an evvelde onu tamir edelim israftır.

 
Bunun gibi o kadar çok örnekler okumuş veya duymuşuzdur.
Ben anneciğimden üçüncü küpemi alıp taktım,
sizlerinde küpeleri bol olsun efendim.

 
Hatta Mevlamızın şu iki ayeti ve Peygamber efendimizin şu sözü  küpe olarak hediyem olsun.
 
[Ey iman edenler! eğer bir fasık size bir haber getirirse, o haberin doğru olup olmadığını araştırın. Aksi halde bilmeden bir topluluğa kötülük edersiniz de,
sonra yaptığınıza pişman olursunuz.]
[Hucurat sûresi 6. Ayet]

 
[Hakkında bilgin olmayan şeyin arkasına düşme. Çünkü; kulak, göz ve gönül , bunların hepsi ondan sorumludurlar.] [İsra sûresi 36. Ayet]
"Kişiye yalan olarak, her duyduğunu anlatması yeter." [Müslim, mukaddime 5 ]

İşin hakikatini gören, duyan ve konuşanlardan  olabilmemiz dileğimle...

Bu yazı 900 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 2 Yorum