MUTLULUĞUN SIRRI MANDALİNADA
İlahiyatçı Yasin GÜLER

İlahiyatçı Yasin GÜLER

MUTLULUĞUN SIRRI MANDALİNADA

05 Nisan 2020 - 15:54

Afet-i gamdan aceb dünyada kim azâdedir
Herkesin bir derdi var mâdem ki âdemzâdedir
Bir hûma-yı zevki bin sayyâd-ı gam takib eder
Böyle bir mevhuma bilmem  halk neden üftâdedir
Dünyaya kim gelmiş ki onun üzerine gam yağmurları yağmış olmasın,âdemoğlu değilmi o belli etmesede illaki bir derdi sıkıntısı vardır deyip şöyle devam ediyor şair bir zevk kuşunu bin tane acı avcısı takip eder,böyle bir mevhuma yani bilinmeyen hayali olan şu dünyaya insanlar neden düşkündür deyip şaşkınlığını belli ediyor.Gerçektende şu zamanda tam mutlu olduk derken bin tane acı avcısından biri gelip mutluluğumuzu alt üst ediyor.Evet burası dünya burayı böyle kabullenmemiz lazım.Burası dünya ahiret değil diyede günde 100 defa söyleyesekte yeridir hatta. Peki biz hiç sevinmeyecek miyiz diyede insan içinden geçirmiyor değil.Mutlu olacağız evet hatta bu dünyadaki en mutlu insan biz olacağız ama bu dünyaya üftade olmadan gaflette boğulmadan küçük şeylerin arkasındaki büyük şeyleri görerek mutlu olacağız inşallah
Evet insan küçük şeylerin arkasındaki büyük şeyleri göremediğinden, rabbinden gelen mektupları okuyamıyor ne demek istediğini anlamıyor ve manasızca mutluluğu ve lezzeti haramlarda aramaya başlıyor.
Maalesef ülfet perdesi gözlerimizin önüne çekilmiş ve o perde nereye baksan hakikati görmeye büyük bir engel olan ülfet,alışma demek.Etrafımızda her bahar gördüğümüz çiçeklerin açması ağaçların meyve vermesi bizde ülfet olmuş evet hep olan şey zaten diyor,şaşırmıyoruz o ağaç mektubunda rabbimiz bize ne diyor arkasında ne gibi bir mesaj var diye düşünmüyoruz.Oysa bir ağacın tavuk verdiğini duysanız ne kadar şaşırır ve merak ederdiniz bu nasıl bir ağaçtır bu neden böyle bir şey veriyor diye merak eder onun arkasındaki mesajı görmeye çalışırdınız.Oysa mandalina ağacının mandalina vermesi normal bir şey mi ? O ağaç beni nereden tanıyorda kokusu burnuma,tadı dilime,içindeki vitaminler vücuduma iyi gelen, bir şeyi bana veriyor.Hatta dilim dilim olması yeme şeklimin dişlerimin ağız yapımın nasıl olduğunu bilmesi lazım ee ağaç bunları bilemez o halde en ince detaylarıma kadar beni  bilen ve düşünen ilim irade kudret merhamet sahibi bir zat olması lazım, evet bu  büsbüyük ve çok manalı bir mesaj,bir mektup..
 II. Bayezid diyor ya tevhidi anlatan gazelinde
Hab-ı gafletten uyanıp zinet-i eşcare bak
Kudret-i Hakka nazar kıl revnak-ı ezhare bak.
diye aynen de öyle bu ülfet gafletinden uyanıp ağaçlara yeniden bakmalı bir bebek gibi merakla incelemeliyiz her ayrıntıyı..
Elma gibi yediğimizi düşünsenize üstünüz başınız hep su olurdu,üzerimizin kirlenmemesine kadar düşünen zatın kullarıyız evet bu insanı mutlu etmez de ne eder ?
Senin üstünün kirlenmemesine kadar düşünen bir rabbin var. Evet bu merhametin göstergesidir,sonsuz bir merhametin göstergesi..
Bu mektubu okuyan anlayan ve bunu bütün meyvelere ve yediği şeylere uygulayan bir insan her an, rabbinin onu düşündüğünü bilir anlar ve onu seven rabbine karşı oda muhabbet beslemeye başlar ve ne mi evet aşk asıl aşk asıl sevgi başlar ve sonuç mutluluk.
İnsan o zaman fani mahbuplardan yüz çevirir ve ona yönelir,çünkü böyle merhamet sahibi olan bir zat onu yokluk alemine atmayacaktır.Bu merhamet,seni yokluk alemine göndermez.Bu merhamet ve kerem seni sonsuz cennetinde  ağırlamak ve ikram etmek ister.Şöyle bir şey düşünelim,Uçurumda dala tutunmuş bir adam görüyorsunuz ve ona merhametinizden dolayı ip atıp yavaşça yukarı doğru çekmeye başladınız sonunda kurtardınız adam korkmuş bir vaziyette,bi bardak su verdiniz ve adam suyu içtikten sonra teşekkür etmeye kalmadan tekmeleyip onu uçurumdan aşağı atarmısınız ? Atsanız kendinizle zıt düşmezmisiniz ? Sizin içinizdeki merhamet duygusundan dolayı onu uçurumdan kurtarıp korkmuş diye su verdiniz.Elbetteki bu merhamet onu tekrar aşağıya atmaya izin vermez.
Evet şimdi hakikate gelelim tabiri caizse bizde ALLAHIN kudret ipine tutunarak yokluk aleminden varlık alemine çıktık ve bize bir bardak su hükmünde olan şu dünya hayatındaki nice nimetleri sundu örn; mandalina,portakal,karpuz,kayısı,salatalık vs. vs. nimetleri sunduktan sonra yani tabiri caizse o bir bardak suyu içirdikten sonra ALLAH’ın bizi tekrar yokluk alemine atması,senin o adamı uçurumdan düze çıkarıp bir bardak su verip tekrar aşağı atman gibi olmaz mı ?
Senin ipi atıp yukarı çekmen ve bir bardak suyu içirmen merhametinden dolayıydı ve bu merhametde onu tekrar aşağıya atmayacağının kanıtıydı.Aynen öylede ALLAHIN bizi yokluk aleminden varlık alemine getirip bize bunca nimeti sunması onun merhametinin göstergesidir ve ALLAHIN bu merhametide bizi tekrar yokluk alemine atmayacağının kanıtıdır.
Evet yok olmayacaksın,daha güzel bir yerde dertlerin ve sıkıntıların olmadığı bir yerde rabbinin adn cennetlerinde ikram olunacaksın.İşte bu itikad sana mutluluk vermiyor mu ?
Evet boşuna çekmiyorsun bu dertleri mükafatını en iyi şekilde  alacaksın rabbin seni cennetinde en güzel şekilde ağırlayacak.
Evet bunun garantisini sağlayan şey şu an gözümüzün önünde gözüken rahmettir.Bu göz önünde gözüken rahmeti inkar edemeyen,ahireti inkar edemez.Bu göz önünde gözüken rahmetten kastımız her türlü yiyecek ve içecek ve her türlü nimet.
Mesela düşünelim,mandalina neden kışın oluyorda karpuz yazın oluyor ?
Evet karpuz kışın olsa yenmezdi çünkü hava soğuk ve su ihtiyacımız yok.Mandalina C vitamini yüklü ve insan kışın hasta oluyor ve hastalığa birebir,insan yazın susuyor ve karpuz susuzluğa birebir,evet bu onlarca nimetlerden sadece bir kaçında görebildiğimiz rahmet pırıltıları,bize böyle merhamet eden zat-ı kerim elbette bizi yokluk alemine atmayacak elbette bize ikram edecek. Çünkü ALLAH sonsuz ve O kerem sahibi yani ikram eden o sonsuzsa,kerim ismide  sonsuz o halde sonsuz ikram etmek gerektir buda bizi cennetinde ağırlayacağının garantisidir.
Evet şu an her ne sıkıntı yaşıyorsun bilmiyorum ama şunu bil ki ‘’Rabbin seni terketmedi ve sana darılmadıda’’(Duha-3)  o hala seni sonsuz cennetine davet ediyor hem istediği şeyde ağır değil yine senin için istiyor ve seni bekliyor..
Şimdi bir mandalina veyahut başka bir meyve alıp ülfet perdesini yırtıp ye ve deki rabbim beni seviyor bu beni tanımaz bilmez ağaca çamur yedirerek benim hem gözüme hem dilime hem burnuma hem vücuduma iyi gelen bu meyveyi rabbim bana kapkara topraktan gönderiyor evet işte benim rabbim böyle ikram eder ve o merhamet sahibidir bunu görüyorum ve hissediyorum ve o beni yokluk alemine atmayacak çünkü bu apaçık gözüken rahmeti buna izin vermez,evet ahiret var ve oraya gideceğim ve rabbimin keremine mazhar olacağım bu dertlerim sıkıntılarımın sabredersem mükafatını alacağım de ve şu meyveyi hakkıyla ye sana ne diyor her diliminde her parçasında her o dalından koparışında sana ne anlatmak istiyor rabbinden gelen bu anlamlı mektupları oku ve öyle ye iç gez dolaş şu keşmekeş dünyasında bir meyveyle mutlu ol,onlar arayadursunlar mutluluğu bir kadında bir ortamda bir barda sen asıl mutluluğu yakaladın boşver,dönsün dönme dolaplar sen haktan yana hakikatten yana bak ve küçük gibi gözüken şeylerin arkasındaki büyük manaları oku ve mutlu ol insan ol    
 “Hakikî zevk ve elemsiz lezzet ve kedersiz sevinç ve hayattaki saadet yalnız imandadır ve iman hakikatleri dairesinde bulunur. Yoksa, dünyevî bir lezzette çok elemler var. Bir üzüm tanesini yedirir, on tokat vurur.” 


Bediüzzaman Said Nursi

Selamunaleykum ( ALLAH’ın selamı üzerine olsun )

Bu yazı 421 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 2 Yorum